Mimar Sinan ve Türkiye Topraklarının Mimarlık Serüveni

Zengin bir tarihi mirasa sahip olan Türkiye, mimarlığın tarih boyunca izlediği seyrin en çarpıcı şekilde görülebileceği ülkeler arasındadır. Farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve çok eski çağlardan itibaren hem Doğu hem de Batı mimarilerinden yoğun bir şekilde etkilenmiş olması, farklı mimari tarzların birleştirilerek yeni sentezlere ulaşılması, ülkenin geniş mimari birikimine damga vurmuştur. Roma, Yunan, Selçuklu, Arap, Türk, Osmanlı, Alman ve Amerikan mimari etkilerinin açıkça görüldüğü binlerce tarihi ve modern yapıtın bulunduğu ülke, mimarlığın sanat dalları ve hayatın bütünü üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde ziyaretçilerine sunar. Türkiye, mimari çeşitlilik açısından geniş yelpaze sunan ülkeler arasındadır.

Mimar Sinan ve Türkiye Topraklarının Mimarlık Serüveni

Zengin bir tarihi mirasa sahip olan Türkiye, mimarlığın tarih boyunca izlediği seyrin en çarpıcı şekilde görülebileceği ülkeler arasındadır. Farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve çok eski çağlardan itibaren hem Doğu hem de Batı mimarilerinden yoğun bir şekilde etkilenmiş olması, farklı mimari tarzların birleştirilerek yeni sentezlere ulaşılması, ülkenin geniş mimari birikimine damga vurmuştur. Roma, Yunan, Selçuklu, Arap, Türk, Osmanlı, Alman ve Amerikan mimari etkilerinin açıkça görüldüğü binlerce tarihi ve modern yapıtın bulunduğu ülke, mimarlığın sanat dalları ve hayatın bütünü üzerindeki etkisini çarpıcı bir şekilde ziyaretçilerine sunar. Türkiye, mimari çeşitlilik açısından geniş yelpaze sunan ülkeler arasındadır.

Antik Yunan mimarisi örnekleri çoğunlukla Ege ve Akdeniz bölgelerinde yoğunluk göstermektedir ve özellikle Efes Antik Kenti’nde bulunan, M.Ö. 3. yüzyılda inşa edilmiş Helenistik döneme ait Büyük Tiyatro ve dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı mimarileri mutlaka görülmelidir. Antik ve geç dönem Roma İmparatorluğu mimarisi izlerine ise her bölgede rastlanabilir. Tipik Roma mimarisi özellikleri olan kubbe ve kemer, döneminin en ileri mühendislik tekniklerini barındırmaktadır. Bu sayede de, binlerce yıl önce inşa edilmiş dev yapıtlar her yıl turist akınına uğramaktadır. Anadolu’daki en görkemli yapıtlardan biri, M.S. 4. yüzyılda bir dağın yamacına inşa edilen görkemli Sümela Manastırı’dır. Ancak kuşkusuz,Roma mimarisinin en gelişkin ve görkemli örnekleri İstanbul’da yer almaktadır. Başta büyük Ayasofya, Yerebatan Sarayı, Valens Su Kemeri, Roma’da spor etkinliklerinin merkezi olan büyük Hipodrom’un kalıntıları en önemli eserler arasındadır.

Osmanlı dönemi mimarisi ise, Roma ve Selçuklu mimarilerinden yoğun bir şekilde etkilenmiştir. Osmanlı camilerinin kubbe yapısı ve genel mimarisi Arap camilerinden çok Ayasofya’da somutlanan Roma mimarisinden, Orta Anadolu’da en gelişkin örnekleri görülen Selçuklu Mimarisinden ve Orta Asya Türk mimarisinden izler taşımaktadır. Osmanlı mimarisi dendiğinde ilk akla gelen, en gelişkin örneği ve tarihte yaşamış sayılı mimarlardan biri olan Mimar Sinan’dır. İmparatorluğun en önemli yapıtlarına imza atan, hem mühendislik bilgisi hem de estetik anlayışıyla çağını aşan Mimar Sinan, İstanbul’da bulunan Süleymaniye Camisi’yle tanınsa da, ustalık dönemi olarak kabul edilen en gelişkin eseri Edirne’deki Selimiye Camisi’dir. Batıda Michelangelo ile karşılaştırılan Mimar Sinan, yarı-kubbe kullanımı, güçlü sütunlara yer vermesi, dairesel kubbeyi kare, altıgen ve sekizgen biçimler içine yerleştirmesi ve kullandığı iç dekorasyonların sanatsal gelişkinliği ile Osmanlı mimarisinin dünyaya kazandırdığı en büyük değerdir.

1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin mimarlık anlayışı hem Osmanlı mirası üzerinde yükselmiş, ancak aynı zamanda kökleri eskiye dayanan güçlü bir Batılılaşma hareketinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Erken dönem Cumhuriyet mimarisi bu nedenle ağırlıklı olarak Osmanlı, Alman ve Avusturya mimarilerinden esinlenmiştir. Geleneksel-modern, Doğu-Batı, dini-seküler gibi ikilemler arasında ilerleyen Cumhuriyet dönemi mimarisinde, 1920’li yıllarda Mimar Kemalledin ve Vedat Tek’in öncülüğünde Osmanlı’nın devamı olan Neoklasik Türk Üslubu geliştirilmiş; 30’lar ve 40’larda Almanya ve Avusturya etkisi yoğun olarak hissedilmiş; 50’lerden 70’lere kadar özgün yerel mimari tarz geliştirilmiş ve 80’lerden itibaren de ağırlıklı olarak özel sektörün öncülüğünde post-modern bir tarzdan etkilenilmiştir.