Türkiye toprakları binlerce yıl boyunca bir dizi büyük medeniyete ev sahipliği yapmış olsa da, bunlar arasından kuşkusuz sonuncusu, yani Osmanlı İmparatorluğu bugüne en büyük mirası bırakmış olan medeniyettir. Mirasın da ötesinde Türkiye Cumhuriyeti yaygın olarak Osmanlının bir devamı olarak görülmektedir ve bu konudaki kültürel ve siyasal tartışmalar bugün Türkiye’de halen güncelliğini korumaktadır. Türkiye’nin Osmanlının geleneksel mirasını kültürel alanda ve örneğin dış politikada sürdürmesi gerektiğini savunan daha muhafazakâr görüş ile Osmanlı mirasından kopulması gerektiğini savunan daha modernleşmeci yaklaşım arasındaki tartışma günümüz Türkiye’sinin düşünce dünyasına damgasını vurmaktadır. Osmanlı mirası bu nedenle yalnızca tarih kitaplarının tozlu sayfalarında kalmış bir gündem değil, günümüzün en önemli başlıklarından biri konumundadır.

 

Osmanlı tarihinin bugün en canlı bir şekilde görülebildiği alan kuşkusuz başta mimarlık olmak üzere, kültürdür. Özellikle imparatorluğun başkenti İstanbul’da bulunan büyük Osmanlı yapıları, günümüzde ülkeye kimlik vermeye ve esin kaynağı olmaya devam etmektedir. İstanbul gerçekten de Osmanlı tarihinin canlı olarak yaşadığı bir Açıkhava müzesi niteliğindedir ve özellikle tarihi yarımadayı gezerken imparatorluk döneminin atmosferini günlük yaşam içinde solumak mümkündür.

 

Geleneksel müzik, el sanatları ve edebiyat alanlarında Osmanlı mirasının benzer şekilde günümüzde hala etkili olduğunu söylemek mümkündür. Öte yandan Osmanlı kültürünün tarihsel olarak İslam kültürüyle nasıl bir ilişkiye sahip olduğu da devam eden tartışmalar arasındadır. Bir yanda Osmanlı kültürünü büyük oranda İslam kültürüyle özdeş gören bir görüşler bulunurken, diğer yandan Osmanlının çok-kültürlü ve çok dinli yapısına işaret eden görüşler bulunmaktadır. Cumhuriyetin özellikle ilk yıllarında güçlü çıkış yapan kültürel akımlar, özellikle 1980’lerle birlikte gücünü yitirmeye başlamış ve Osmanlı kültürüne daha yakın kültürel motiflerin ağırlığı tekrar artmıştır.

 

Osmanlı mirasının Cumhuriyet dönemindeki tarihsel ve siyasal gelişmeler üzerinde de büyük ize sahip olduğu kolaylıkla görülebilir. Osmanlının son yüzyılında yoğunlaşan siyasi anlamda Batılılaşma çabaları Cumhuriyet ile birlikte daha da ivme kazanmıştır. Türkiye’nin Avrupa Birliğine üye olma başvurusunun ve genel olarak Batılı devletler ile ittifak kurma politikasının Osmanlı ile süreklilik taşıdığı görüşü yaygındır. Öte yandan Cumhuriyet döneminde yaşanan bir dizi sorunun da Osmanlıdan devralınmış olduğu düşünülmektedir. Kıbrıs sorunu, geçmişte Yunanistan ile yaşanan gerilimler ve Kürt sorunu gibi başlıklar Osmanlı tarihinin Cumhuriyet üzerinde ne kadar etkili olduğuna dair önemli göstergeler arasına yer almaktadır.

 

Osmanlının son döneminde, 19. yüzyıl boyunca gerçekleşen reformların özellikle devletin idari yapısında modernleşmeye gidilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu idari modernleşme daha sonra Cumhuriyetin kurucu kadrolarının yetiştiği kurumların da oluşmasını sağlamıştır. Bazı tarihçiler bu nedenle modern Türkiye’nin idari yapısının da Osmanlıdan önemli izler taşıdığına özellikle dikkat çekmektedir. Bu nedenle Osmanlı tarihi ile Cumhuriyet arasında hem bir kopuş, hem de bir süreklilik bulunmaktadır.