Türkiye’de yayın yapan yüzlerce ulusal ve yerel kanal, evde veya otelde vakit geçirmek isteyenler için her türlü eğlence olanağını sunmaktadır. Bunun yanı sıra son yıllarda etkili çıkışlar yapmış olan Türk sinemasının önemli filmlerinden bazılarını izleyerek de keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. Televizyonda yarışma programlarından müzik ve dans dolu eğlence programlarına, belgesellerden dizilere kadar geniş bir yelpazeden seçim yapabilirsiniz. Türkçe yayın yapan ulusal kanalların yanı sıra, Türkiye’ye yönelik İngilizce yayın yapan CNBC-e gibi kanallar bulunmaktadır. Bunların yanı sıra kablolu televizyon ve uyduda yabancı televizyon kanallarını da rahatlıkla izlemeniz mümkündür.

 

Televizyonun izlenme oranı çok yüksektir ve bunun büyük kısmını genellikle haftalık yayınlanan yerli diziler oluşturmaktadır. Klasik Türk romanları son dönemde dizi senaryoları için temel ilham kaynağı olmakta ve bu şekilde kitapların sayfalarından çıkarak ekranda milyonlarla buluşmaktadır. Türk yapımı dizilerde, aşk, aile, güven gibi temalar işlenen ana konuları oluşturmakta ve geniş ilgi görmektedir. Bu yılın en çok izlenen dizileri arasında ise ‘Paramparça’, ‘Yılanların Öcü’, ‘Medcezir’, ‘Güneşin Kızları’ gibi yapımlar bulunmaktadır. Diziler dışında ‘Survivor’ programı geniş bir izleyici kitlesine sahiptir. Ayrıca müzik yarışmaları ve yetenek yarışmaları da çok fazla izlenmektedir. Evlilik programları ise izlenme açısından özellikle ev kadınları arasında ilgi görmektedir.

 

Türk sinemasının son yıllardaki gelişimi hem yerli hem de uluslararası arenada aldığı ödüllerle kendini gösteriyor. Her filmiyle ses getiren ve Türk sinemasında yeni bir soluk olan Nuri Bilge Ceylan 2003’teki Cannes Film Festivali’nde ‘Uzak’ adlı filmiyle ‘Büyük Jüri Ödülü’ nü almıştır. Semih Kaplanoğlu’nun ‘Yumurta’ filmi ve Fatih Akın’ın ‘Duvara Karşı’ filmi ödüller alan filmlerdendir ve Abdullah Oğuz’un ‘Mutluluk’ filmi de uluslararası festivallerden ödüllerle dönmüştür. Başta Avrupa ülkeleriyle olmak üzere, diğer ülkelerle ortak yapım filmlerin sayısı da son yıllarda artış göstermiştir.

Köklü bir geçmişe sahip Türk sinemasının tarihi 20. yüzyılın başlarına kadar gider. O dönemde başlayan ulusal sinema akımı, 1960’lı yıllara kadar dünyadaki farklı sinema akımlarını takip etmiştir. 1960’larla birlikte renkli sinemanın ağırlık kazanması, yarışmalarla sinemanın teşvik edilmesi ve kapalı sinema salonlarının yaygınlık kazanmasıyla birlikte yıllık üretilen film sayısında büyük artış gerçekleşmiştir. Bu yıllarda ve ardından 70’li yıllarda toplumsal içerikli filmlerde büyük artış olmuş ve Türk sineması uluslararası alanda ödüller almaya başlamıştır. Özellikle 1982 yılında Yılmaz Güney ve Şerif Gören’ın Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Ödülü’nü kazanmaları bu açıdan Türk sinema tarihinde önemli bir yere oturmuştur.