Mardin Türkiye’nin gizemini her dönem koruyan, içinde dolaşıyorken kendinizi hem geçmişin tarihi ve mistik izlerini hem de bugünün modernizmi içinde bulacağınız kentlerden biridir. Türkiye’nin güneydoğusunda yer alan kent, çarşıları, hanları, müzeleri, taş evleri,  gümüş takı ve eşyalarıyla ve bunun ötesinde tarihte birçok medeniyet görmüş olması ve hepsinden taşıdığı izleri bugüne kadar koruyarak getirmesiyle en özgün kentler arasında yer almaktadır. Kentteki camiler, türbeler, kiliseler, manastırlar ve kervansaraylar gibi tarihi yapılar hem farklı dini inanışları yansıtmakta hem de sanatsal açıdan büyük değere sahip olmaktadır ve dünyaca kültür mirası kabul edilmiş yapılar mevcuttur. Geziniz sırasında özellikle yöresel Mardin yemeklerini tatmadan ve çarşılardaki hoşluğuyla parlayan gümüş takılardan almadan edemeyeceksiniz. Ayrıca yolculuğunuz sırasında Mardin üzerine yazılmış türküleri de dinleyebilir kentin atmosferine ısınmaya çalışabilirsiniz.

 

Suriye sınırında yer alan Mardin Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer almaktadır ve ülkenin en kalabalık şehirlerinden biridir. Birkaç ilçesi hariç genellikle karasal iklim gözlemlenen bu ilde kışlar çok soğuk geçtiği gibi yazları da sıcaklık rekorunu kıracak ölçüde sıcaktır. Şehirdeki ekonomik yapı tarım, çiftçilik, hayvancılık ve ticaret üzerine kuruludur. Tarihi güzellikteki kente her yıl binlerce yerli ve yabancı turist akın etmekte ve dolayısıyla kentteki kültür turizmi de gelişmektedir.

 

Mardin gezinize şehrin merkezini gezmekle başlayabilir; Kasımiye Medresesi, Kırklar Kilisesi, Ulu Camii, Mardin Müzesi, eski çarşılar, Susur Hanı, Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti’ni gezebilirsiniz. Daha sonra Midyat, Savur, Nusaybin ilçelerine rotanızı çevirip oralardaki birçok tarihi binayı da ziyaret edebilirsiniz. Müzeler tarihi bir kent gezisinin olmazsa olmazlarıdır ve Mardin’deki ilk müze adresiniz bu yüzden Merdin Müzesi olmalıdır. Üç katlı ve yoğun sarı renkteki bu yapı kemer ve sütunlarındaki ustalıklı taş süslemeleri, içinde sergilenen yöresel kıyafetler, gümüş ve bakır eşyalar, savaş takımları ve hamam eşyalarıyla Türkiye’nin en iyi müzelerindendir. Eğer gezinizi şanslı bir tarih aralığında yapıyorsanız Mardin’in önemli kültür sanat etkinliklerine de denk gelmeniz mümkündür. Her yıl düzenlenen “Turizm Festivali”, “Mardin Opera ve Bale Günleri”, Haziran aylarında gerçekleşen “Yeşilli Kültür Turizm ve Kiraz Festivali”, farklı ülkelerden çocukların bir araya geldiği “IM Uluslararası Sosyal Sirk Festivali”, “SineMardin Uluslararası Mardin Film Festivali” ve “Uluslararası Mardin Çocuk ve Gençlik Tiyatro Festivali” bu kültürel etkinlikler arasındadır.

 

Gezilecek eşsiz uğrak yerleri arasında dünyaca bilinen Mardin yemeklerini tatmayı ve farklı bir güzellik sunan Mardin evlerini gözlemlemeyi unutmayın. Tarihte farklı uygarlıkların yaşadığı bu kentin yemekleri farklı tatları da barındırmaktadır, fakat yöresel baharatlar Mardin mutfağının en özel püf noktasıdır. Kaburga dolması ve sembusak yemeklerini mutlaka tatmanızı ve üstüne Mırra kahvesini yudumlamanızı öneririz. Mardin evleri ise taş mimarisiyle Kuzey Suriye evlerine benzetilmektedir ve evlerin yerleşimi bir kapalı bölge görüntüsü sunmaktadır. Gölge sağlamak adına yapılan “eyvan”, “revak” gibi yarı açık mekanlarla da Mardin’de tanışabilirsiniz. Mardin geziniz sizi oldukça şaşırtacak ve büyüleyecek olduğundan bol bol fotoğraf çekmeye çalışmanızı öneririz.

 

Mardin gezinize çıkarken, kentte zaman zaman gündeme gelebilen siyasi gerilimlerden kaynaklı sıkıntılarla karşılaşmamak için, büyükelçiliğinize veya konsolosluğunuza danışmanız veya yayımladıkları seyahat uyarılarını kontrol etmeniz yararlı olacaktır. Böylece Mardin’in tadını çıkarırken istenmeyen durumlarla karşılaşmamış olur ve tatilinizi doyasıya yaşamanızı kolaylaştırabilirsiniz.