“Kent Tacı” olarak anılan Selimiye Camii isminin hakkını veren eşsiz güzellikteki Osmanlı mimarisi örneklerinden biridir. Camiyi benzersiz kılan, incelikli ve ustaca mimarisinin yanında çok büyük bir alanda inşa edilmiş olması ve pencere sayısıyla Ayasofya’nın ününü geride bırakmış olmasıdır. Cami, pencereleri sayesinde görenleri büyüleyen görkemli bir ışık almaktadır ve Rembrandt resimlerinde nasıl ışığı ustalığıyla kullandıysa Mimar Sinan da camide ışıkla aynı etkiyi bırakmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun 16. yy daki görkeminin ve politik gücünün bir izdüşümü olan bu mimari “son sultan yapısı” olarak bilinmektedir. Selimiye Camii’nin inşasına, Osmanlı Padişahı 2. Selim’in isteğiyle Mimar Sinan tarafından 1568 yılında başlanmıştır. Caminin yapımı 7 yıl almıştır ve bu yapıyı Mimar Sinan yaşadığı süre boyunca “ustalık eserim” diyerek anmıştır. Güzelliğiyle görenleri etkisi altında bırakan cami, 2000 yılında UNESCO tarafından “Dünya Mirası Geçici Listesi”ne ardından 2011’de “Dünya Mirası Listesi”ne alınmıştır. Selimiye Camii, Edirne merkezdeki yeni mahallede bulunmaktadır ve mülkiyeti Sultan Selim Vakfı’na aittir.

 

Selimiye Cami’sini görmeye gidenlerin en sık anlattığı şey şehirciliğe hâkimiyetiyle de bilinen Mimar Sinan’ın Cami için en uygun ve en güzel yeri seçmiş olmasıdır. Caminin yapımında ustalıklı bir zekâyla birlikte yaratıcı tasarım ve teknik kullanılmıştır. 384 adet penceresiyle devasa ışık alan ve üzerine inşa edildiği 2.475 m2’lik alanla oldukça büyük olan camide İslam dininden simgeler bulunmaktadır. Örneğin camide bulunan 9 adet kapının Kuran’daki bazı ayetlere atıfla yapıldığı anlatılmaktadır. Kubbe yapısı diğer camilerden oldukça farklıdır ve bu açıdan da mimarisi Ayasofya ile kıyaslanmaktadır. Cami 8 adet fil ayağının üzerinde tek bir kubbe ile örtülmüştür. 31.28 metre çaplı, 15.86 metre yüksekliğindeki bu kubbe oldukça geniş ve rahat bir görünüm sağlamaktadır.

 

Selimiye Camii genel dış mimarisinin etkileyiciliğiyle birlikte süsleme sanatıyla da göz kamaştırıyor. Mermer işçiliğinin en iyi detaylarını göreceğiniz cami çini süslemeleri taş ve ahşap detaylarıyla kesinlikle görülmeye değer bir sanat eseri. Camiye doğru yol alırken sizi uzaklardan önce caminin görkemli dört minaresi karşılıyor. Selimiye Camii’nin bir de kütüphanesi bulunuyor ve içerisinde 2800 adet yazma, 57 adet basma eser barındırıyor. Caminin en ilginç detaylarından biri ise hala tam olarak anlaşılamayan ve bir bölümünde kullanılan “ters lale” motifidir. Bu konudaki en kabul görmüş hikâye, cami inşa edilmeden önce yapılması kararlaştırılan alandaki lale bahçesi sahibinin bahçesini satmakta zorluk çıkarmış olmasıdır. Bahçe sahibinin aksiliğini simgelemek amacıyla camideki lale motifinin ters yapıldığı söylenmektedir.

 

Koleksiyonuna eşsiz bir fotoğraf daha eklemek isteyen fotoğraf tutkunlarının günbatımında görmesi gereken yerlerden biri de Selimiye Camii’nin heybetli siluetidir. Cami Edirne merkezde bulunduğundan ulaşımı oldukça kolaydır, hatta İstanbul’u gezenler için de Edirne’ye uğramalarını ve Selimiye Cami’yi ziyaret etmelerini öneririz. Yolunuz düşmüşken Edirne’nin tava Ciğeri, kadınbudu köfte, mutancana, mamzana, Rumeli musakkası ve daha birçok enfes yöresel yemeğinden yemeyi de unutmayın.