Kayaların içine inşa edilmiş yapısının doğayla buluşması mistik bir görünüm sunan Sümela Manastırı yeryüzündeki en eski tarihi güzellikteki manastırlardan biridir. Yapılışı eskilerden günümüze bir efsane olarak anlatılmaktadır ve bu da manastırı daha gizemli kılmaktadır. Anlatılanlara göre önceden sadece bir kilise olan bugünkü Sümela Manastırı, Atina’lı Barnabas ile Sophronios adlı iki rahibin aynı rüyayı görmesi üzerine Trabzon Rum İmparatoru III. Alexios’in kararı ve yardımıyla yapılmıştır. Kilisenin yapımı ile manastıra dönüştüğü tarih arasında yaklaşık 1000 yıl olduğu tahmin edilmektedir. Bu iki rahip rüyalarında yıllardır kayıp olan Aziz Lukas’ın Meryem Ana’nın bulunduğu en ünlü ikonasının bulunduğu yeri görmüşler ve rüyalarından yola çıkarak şimdiki Sümela Manastırı’nın bulunduğu yere gidip orada manastırın yapımının başlamasının sebebi olmuşlardır.

 

Sümela Manastırı Trabzon ilinin Maçka ilçesinde, eski adıyla Mela Dağı üzerinde bulunmaktadır ve ismini de bu dağdan almaktadır. Yunanca’da “Stou mela”, “Mela’da” anlamına gelmektedir. Manastırın ismi Rum lehçesiyle de günümüze “Sou-mela” (Sümela) olarak gelmiştir. Manastırın MS 365-395 yılları arasında yapıldığı düşünülmektedir. İnşasına Meryem Ana’lı ikonanın aranışı sebep olmasından ötürü bu manastır Meryem Ana’ya ithaf edilmiştir ve halk arasında adı “Meryem Ana Manastırı” olarak da anılmaktadır. Yüzyıllardır birçok medeniyet görmüş olan Sümela Manastırı, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde bir eğitim yeri olarak da kullanılmıştır ve ayrıca ünlü ikona önünde taç giyme törenlerinin yapıldığı anlatılmaktadır. Manastır Osmanlı İmparatorluğu döneminde de özel bir önem görmüştür. Varlığını saygınlıkla sürdüren manastıra Osmanlı padişahları tarafından yıllarca çeşitli hediyeler verilmiştir. Yavuz Sultan Selim’in buraya iki büyük şamdan hediye ettiği ve tadilatlar yaptırdığı bilinenler arasındadır. Manastırda 1923’ten itibaren keşişlerin yaşama imkanı kalmamıştır ve manastırı terk etmişlerdir. 2010 yılında 88 yıl sonra ilk kez, Türkiye hükümetinin de onayıyla “Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü” olarak kabul edilen gün bir ayin düzenlenmiş ve Fener Rum Patriği tarafından yönetilmiştir.

 

Sümela Manastırı Panagia deresinin yamaçlarındaki bir tepeye, deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikteki kayalar üzerine inşa edilmiştir ve doğa bakımından oldukça zorlu bir bölgede bulunmaktadır. Manastırın mimarisi Kapadokya kiliselerine benzemektedir. Sümela Manastırı kaya kilisesi, şapeller, mutfak, kutsal ayazma, kütüphane, misafirhane ve öğrenci odalarından oluşmaktadır ve bir de şimdi yıkılmış halde bulunan bir su kemeri bulunmaktadır. İçini gezerken farklı medeniyetlerin özellikle sanatsal izlerini gözlemlemeniz mümkündür. Manastırın en önemli özelliklerinden biri de içinin fresklerle kaplı olmasıdır ve bu fresklerde üç farklı devri görmeniz mümkündür. Kilies duvarlarında Meryem Ana figürlerinden havarilere, Adem’le Havva’nın yaratılışına kadar büyüleyici birçok çizim bulunmaktadır.

 

Trabzon’dan manastıra ulaşımı tamamen araçla yapmak mümkün değildir. Manastıra ulaşmak için belirli bir yerden sonra araçtan inip doğayla baş başa olacağınız orman içinden bir patika yol izlemeniz gerekmektedir. Yol üzerindeki dar merdivenler ise manastır yoluna heyecanlı bir hava katmaktadır ve bu yürüyüş bile başlı başına bir ilgiyi hak etmektedir. Yürüyüş güzergahınız sırasında karşılaşacağınız restoranlarda mola verip eşsiz manzarada yöresel yemekleri tadabilir ve özellikle mükemmel bir Karadeniz kahvaltısı deneyimi için fırsat bulabilirsiniz. Sümela Manastırı dönem dönem Türkiye Cumhuriyeti tarafından restore edilmekte, bu tarihi güzelliğin her yıl yerli yabancı binlerce turistle buluşmasına imkân sağlanmaktadır.

 

Manastır halihazırda restorasyon nedeniyle ziyarete kapalıdır. 2016 yılının sonlarında veya 2017 yılının başlarında tekrar ziyarete açılması planlanmaktadır, bu nedenle ziyaretinizi planlamadan önce kontrol etmenizi öneririz.