2011 yılında açılan Zeugma Müzesi’nin dünyadaki en büyük mozaik müzesi olduğu dilden dile dolaşıyor ve Tunus’taki Bardo Müzesi’nin bile ününü gölgede bıraktığı anlatılıyor. İçine girmeden muhteşemliğini anlayamayacağınız bu müze, sizi eşsiz bir tarihi geziye çıkarıyor ve siz fark etmeden bir anda kendinizi Kommagene Krallığı’nın 4 büyük şehrinden biri olan Zeugma Antik Kenti’nin mistik havası içinde buluyorsunuz. Gaziantep’in Nizip ilçesinin Belkıs köyünde, Fırat nehrinin kıyısında bulunan Zeugma Antik kenti daha açıldığı gün 3000’den fazla ziyaretçiyle buluşmuştur ve her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlamaya devam etmektedir.

 

Zeugma Antik Kenti’nin Büyük İskender tarafından M.Ö 300 yılında kurulduğu bilinmektedir. Kent günümüze kadar gelmiş olan “Zeugma” adını Roma İmparatorluğu döneminde almıştır ve “köprü”, “geçit” anlamına gelmektedir. Zeugma Antik Kenti’ni değerli kılan en büyük şey, nüfusu ve stratejik gelişkinliği açısından döneminin en büyük kentlerinden biri olmasıdır. Nüfusu 80 bine ulaştığında yamaçlarına villalar inşa edilmeye başlanmıştır. Bugün bu antik kentten bize kalanların oluşturduğu müzeyi gezerken Poseidon ve Euphrates villalarını görebiliyorsunuz. Zeugma Antik Kenti önemli imar faaliyetleri yapmış ve ayrıca kendi sikkesini basmış Roma kentlerinden biri olma özelliğini de taşımaktadır. Bazı tapınaklarının halen toprak altında bulunduğu düşünülmektedir.

 

Zeugma Antik Müzesi 30 bin metrekarelik bir alan üzerine inşa edilmiş durumdadır ve yıllardır özenle devam eden kazı, müzenin yapım ve tadilat çalışmalarıyla birlikte bugünkü ününe kavuşmuştur. Müze Binası, 3 adet bina topluluğundan ve 3 kattan oluşuyor ve 7 bin metrekareyi aşkın sergi salonu bulunuyor. Sadece kazılarda bulunan tarihi parçalarıyla değil ustalıkla yapılmış olan teknolojik yapısı ve mozaiklerin eksik parçalarını tamamlayan lazer sistemiyle de büyük ilgi çekiyor. Ayrıca tabanlardaki ışık oyunları, interaktif mozaik pano, üç boyutlu film gösterisi ve gölün içindeki balıkları görmemizi sağlayan sistemiyle de Zeugma Mozaik Müzesi görülmeyi fazlasıyla hak ediyor. Müzeyi yine eşsiz kılan şeylerden biri de pek az müzede bulunan ve ziyaretçilerin de görebildiği camla çevrili atölye kısmı.

 

Zeugma Mozaik Müzesi’nin içindekileri saymakla bitirmek, müzenin yapısını tarif etmek mümkün değil. Dünyaca ünlü “Çingene Kızı” mozaiği özel ışıklandırmasıyla da ziyaretçileri büyüleyen müzedeki en önemli parçalardan. Mozaikler, duvar resimleri, 4 Roma dönemine ait çeşme, bronz Mars heykeli, lahitler gibi birçok değerli tarihi parçayı bulunduran mozaik müzesinde villalar da ayrıca göz kamaştırıyor. Yıllardır yapılan çalışmalarla villalardaki odalar, havuzlar, çeşmeler ve başka ayrıntılar ziyaretçilere açılmıştır. Villaların duvarlarındaki fresklerde tanrıdan insana ve geometrik desenlere kadar birçok resim bulunmaktadır. Her şeyin orijinal haliyle korunmasına ve ziyaretçilerle buluşmasına büyük özen gösteriliyor. Müzenin girişinde Kommagene Kralı Antiokhos’un yaptırdığı, üzerinde Herakles ve Helios bulunan steller bulunuyor. Dionysos’un düğün sahnesi mozaiği ve müze içindeki her noktadan görülebilen 1,45 metre yüksekliğindeki Mars heykeli de müzedeki en kıymetli parçalardandır.